Erciyes, Huysuz Babalar Gibi Gece Boyu Homurdandı

Dağa çıkışımıza ilk başladığımızda her şey çok güzel olsa da aslında zirveye yaklaştıkça sert rüzgarlar ile yarıştığımızı fark ettik. Acaba zirveye ilk kim ulaşacaktı. Rüzgarlar mı yoksa bizim takımımız mı?

21 Aralık günü, Kayseri’ye ulaştığımızda şehirde hava çok güzeldi. Zaman kaybetmeden dağa çıkmalıydık, öyle de oldu. Asıl planımız, 22 Aralık günü zirveye erişmek olsa da hava durumuna baktığımızda 22 Aralık günü zirveyi denemek bile mantıksızdı. Şansımızı bugünden denememiz gerektiğini hissettik. Öyle de karar aldık.

Aklımızdaki ilk plan, Erciyes Kayak Merkezi’nde bulunan Gondol ve Zümrüt teleferiklerini kullanarak hızlı bir şekilde Çobanini Kamp alanına ulaşmaktı. Kamp yükümüzü bıraktıktan sonra zirveye devam edecektik. Ama gel gör ki Zümrüt Teleferiği, bakım yapıldığı için çalışmıyormuş. Bu demek oluyor ki Gondol adlı teleferikten, dağ evine kadar yürüyeceğiz.

Yine de moraller yüksek bir şekilde dağ evine kadar yürüdük. Dağ evinin açık olduğunu görünce, kamp yüklerimizi burada bırakıp ilerleme kararı aldık. Zaman kaybetmiştik yeterince, kamp alanında çadır kuracağımıza dağ evinde hızlıca hazırlanıp kaybettiğimiz zamanı geri kazanabilirdik.

Dağ evinden sonra, havanın da iyi olması sebebiyle Çobanini Kamp Alanı’nı hızlıca geçtik. Zirveye çıkışımız Şeytan Rotası üzerinden olacaktı. Kulvara yaklaştıkça, aslında zirveye çıkma mücadelesi değil, zirveye kasvetli bulutlar mı önce varacak biz mi önce varacağız, bunun mücadelesini verdiğimizi anladım. Moraller yine de yüksekti.

Şeytan Rotası’nın başına geldiğimizde batak karın, rota içerisinde daha yumuşak ve daha derin olduğunu gördük. Halbuki beklentimiz günlerce güneş gören karın önce eridiğini sonrasında da soğuk havadan dolayı donduğuydu. Böylece kramponlar ile merdiven çıkar gibi çıkacaktık. Bir de bunun yanında büyük kasvetli bulutlar zirveyi ele geçirmişti bile. Aramızdaki deneyimli dağcılar; bundan sonrasının gereksiz risk olduğunu, zirveye erişsek bile işin eğlencesinin kaçtığını ifade ettiler. Biz de ustalarımızın sözünü dinledik ve takım olarak dağ evine dönüşe başladık.

İlerleyen saatlerde hava iyice sertleşti. Çıkışa göre inişimiz oldukça hızlı olduğu için dağ evine varmamız zor olmasa da vardığımızda da bir ‘oh be’ dedik. Güzelce yemeklerimizi yedik ve ısındık. Kulaklarımızda ise sürekli bir rüzgar sesi vardı. Gece boyunca hiç eksik kalmadı o ses. Huysuz babalar gibi gece boyu homurdansa da güzel bir uyku çekmeme engel olmadı.

Zirveye çıkamadığımız ama bir çok tecrübe edindiğimiz bir faaliyetti. Erciyes, zaten her defasında zirvesine çıkışı kabul eden bir dağ değil. Baba figürü yüklenen Erciyes Dağı, her zaman misafirlerini kabul etmiyor bazen de sinirlenip esip gürlüyor. Bu sefer de öyle olmuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir